6 Şubat depremlerinden sonra yaşananlar, kamuoyunda büyük tartışmalara neden oldu. Alınmayan önlemler ve atılmayan adımlar birçok kesimin tepkisini topladı. Depremin ardından yaşanan sel gibi olaylar yaşam mücadelesi veren bölge halklarının işini daha da zorlaştırdı.
Türkiye’nin en önemli sanayi kentlerinden biri olan Kocaeli’deki çevre sorunları da yaklaşan deprem için riskleri arttırıyor. Öyle ki 99’ depreminde de birçok yangın ve patlama yaşanmıştı. Bu riskleri ve alınması gereken önlemleri 13 ayrı meslek odası ve derneğin bir araya gelerek 2023’te kurduğu Kocaeli Çevre Platformu’nun (KOCAELİÇEP) sözcüsü Muammer Hakkı Ersöz ile konuştuk.
Merhaba. Kocaeli Çevre Platformu olarak kentte gördüğünüz en büyük çevre sorunları neler ve bunlar depremle nerede kesişiyorlar?
“Çevre ve depremin bağlantısı aslında çok açık ve temel bir sorun. Biz ısrarla altını çiziyoruz. Gerek çevre sorunları gerek bölgenin depremselliği ve depremlerin yaratacağı hasarlar maalesef ülkenin son 50 yılında veya son 70 yılındaki hatalı sanayileşme ve kentleşme politikalarından kaynaklanıyor.
Özetleyecek olursak, Marmara Denizi çevresinde yaklaşık 25 milyonluk bir nüfus var. Marmara özellikle Kuzey Anadolu fayının geçtiği kritik bir bölge. Deprem konusundaki uzman hocalarımızın hepsi ısrarla şunu belirtiyorlar: Bu bölge belirli periyotlarla 7 ile 7.3 civarındaki depremlere aday, bu depremler olmak durumunda.
Sanayi ve kentleşme gözden geçirilmeli
Bu deprem ne zaman olur? Belki on, belki yirmi, belki yüz sene ama er ya da geç bu depremler olacak. Dolayısıyla Marmara Bölgesi depremleri yaşayacak. Dünyanın kuruluşundan bu yana böyle idi, böyle de devam edecek. Dolayısıyla burada sanayileşme ve kentleşme politikalarını yeniden gözden geçirmek gerekiyor.
Bizim platform olarak önemli bir meselemiz de bu. Gerek Kocaeli’de, gerek Marmara Bölgesi’nde, gerekse Türkiye’de yeni bir sanayileşme ve kentleşme politikası yaratılması, bu konuda adım atılması konusunda kesin görüşlerimiz var.
Konya Sanayi Odası, belirli teşvikler neticesinde sanayinin Marmara’dan Orta Anadolu’ya depremseliği daha az bölgere kaydırılmasını öngören bir rapor hazırlamış. Bize göre son derece olumlu bir rapor. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı’na sunulmuş ve olumlu dönüş alınmış ama buna rağmen Kocaeli’de sanayi yatırımları durmaksızın sürüyor. Büyük yatırımlar hiç hız kesmeden devam ediyor.
Ben buna açgözlü kapitalizm diyorum. Kapitalizm burada uygun alanı bulmuş. Deniz ulaşımı var, kara ulaşımı var. Hatta bir miktar raylı ulaşım var. Uygun iş gücü var. Dolayısıyla burasını kendisine üs olarak belirlemiş ve başka bir bölgeye gitmek istemiyor.
Ama bir devletin sermayenin başka yerlere gitmesi konusunda onları özendirmesi gerekiyor. Bu olmazsa olmaz. Beka sorunu diye bir kavram var ya, aslında beka sorunu burada işte. Mutlaka bu konuda bir çözüm bulunması lazım.”
Olası bir depremde çevresel felaketlere yol açabilecek durumlar var mı? Buna dair gerekli adımlar atılıyor mu? Atılmıyorsa nasıl önlemler alınmalı?
“Biz 99 Depremini bu kentte dakika dakika yaşadık. Kocaeli’de çok büyük bir yıkım olmasının yanında en önemli felaketlerden bir tanesi Tüpraş yangını ile yaşandı. O kadar kötü bir durum yaşandı ki uluslararası yardım çağrısına çıkıldı.
Dönemin Tüpraş genel müdürü Hüsamettin Danış’ın geçenlerde İsmet Çiğit’in köşesine de yansıyan bir anlatısı var. Şöyle diyor, yani bir anlamda personel tahliye ettik ve işi Allah’a havale ettik diyor.
Yurt dışından gelen bir takım uçaklarla yangın söndürüldü ama en büyük risk yangının İksaş’taki amonyak tanklarına sirayet etmesi idi. Hatta o anlamda yapılan duyurular neticesinde insanlar dağlara kaçmak zorunda kaldı, yüksek yerlere kaçtılar. Ben Karamürsel’de dahi aynı şeyi yaşadım. İnsanlar arama-kurtarma çalışmalarına ara vererek enkazın altındaki yaralıyı bırakarak, cesedi bırakarak dağlara kaçmak zorunda kaldı.
Şimdi bu süreç yaşandı. Tabii biz bu yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Hani bir söz var. Yaşananlardan ders alınsa tarih tekerrür eder miydi ya? Gerçekten de öyle. Biz dersler çıkarmıyoruz. Hafızamız zayıf. Çabuk unutuyoruz.”
Bilimin öngördüğü her adım atılmalı
“Mesela yönetmeliklerde 0,4 G yani yerçekimin %40’ı kadar bir yer kümesi öngörülmüş birinci derece deprem bölgelerinde ama benim gördüğüm TÜPAŞ’la ilgili ÇED dosyasında 0.675’lik bir değer var. Geçen hatta bunu Jeofizik Mühendisleri Oda Başkanı arkadaşıma sordum bir toplantıda nasıl yorumlarsın diye. Tek kelimeyle korkunç olarak yorumladı.
Depremler daha çok betonarme binalara zarar verir ama Tüpraş benzeri yerlerde daha çok çelik yapılar söz konusu. Yine de şu kesindir, bu büyükte bir sarsıntıda oluşacak sürtünmeler çelik yapılarda bir takım yangınlara sebebiyet verecek. Yani 99’da olduğu gibi önümüzdeki süreçte de yaşanabileceği endişesini taşıyoruz.
Kocaeli’de sadece Tüpraş değil; birçok depolama tesisi, tank tesisi var. Bunlar da aynı risklere gebe. Hatta zaman zaman deprem dışında en üst riskleri yaşadığımız görülüyor. Bir kentin kaderini tesadüflere bırakamazsınız. Dolayısıyla burada her türlü önlemin alınması lazım. Aklın ve bilimin öngördüğü her adımın atılması lazım.
Bilime göre alınması gereken önlemler belli ama her şeye rağmen bazı şeyler gözden kaçıyor, alınamıyor. 99 depreminde örneğini yaşadık. Bölge gerek depremsel, gerek diğer çevresel etkenlerden dolayı sanayiye doymuş durumda.”
“99 Depremi Kocaeli için büyük bir fırsattı”
1999 yılından bu yana geçen 26 senedir yapılan anmalarda öne çıkan talepler var. Bu taleplerin kaçı karşılandı, kaçı hala güncel?
“99 depreminden sonra bir şey daha net bir şekilde anlaşıldı. Mesela Kocaeli’de Yahyakaptan denilen bölgede hiçbir yıkım ya da hasar olmadı. Halbuki Kocaeli’nin en kötü zeminlerine sahip yararı da bir tanesidir.
Sonuçta şu görüldü. Depreme karşı en dayanıklı binalar, radyo temel tünel kalıp sistem olarak yapılmış, inşa edilmiş binalar. Bu bölgede gerek TOKİ konutları gerek Kent Konut birkaç bin konut üretti. Hâlâ da TOKİ eliyle konutlar üretiliyor ama bunun dışında eski yerleşimlerde kentsel dönüşüm adını verdiğimiz uygulamaya ihtiyaç var.
Kentsel dönüşüm örneklerini maalesef kentimizde pek göremedik. Bir İzmit’te, Cedit Mahallesinde yapılan bir uygulama var. Bir de şu anda Gölcük merkezde yapılan bir uygulama var. Gölcük merkezde yapılan uygulamanın doğru olduğunu düşünüyorum çünkü gerçekten de o uygulama dönüşüme ihtiyacı var ama İzmit’teki kentsel dönüşüm konusunda şüphelerimiz var.
Kentsel dönüşüm bir kere depremde olan hasarı en aza indirmek durumunda. Dolayısıyla şöyle bakmak lazım. Kentsel dönüşüme zemini en kötü olan, yıkımın en yüksek olabileceği öngörülen yerlerde başlanması lazım.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin raporlarında zeminlerle ilgili bilgiler var. Cedit Mahallesi, İzmit’in en sağlam zeminlerinin olduğu yerlerden bir tanesi. Dolayısıyla Cedit Mahallesi gibi yerlerde kentsel dönüşüme başlanmasının mantığını biz çözmüş değiliz. Buralarda bazılarının dediği gibi kentsel dönüşüm demek istemiyorum ama birtakım şeyler var.
Şurası kesin, konut stoğumuzu yenilemek, dönüştürmek durumundayız. Bir diğer hadise de şu. İnşaat kalitesi kötü. Hatta 6 Şubat depremlerinde gördük. Gerçi ne kadar öngörülenin çok üzerinde ivmeyle gelen bir deprem olsa da bu yapı denetim yasasına tabi yapılarının yıkıldığını da gördük. Bu kabul edilemez. Demek ki sistem çalışmıyor. Yapı üretim süreçleri ve yapı denetim süreçleri sağlıklı değil.
Dolayısıyla Kocaeli’nin 99’dan bu yana bir depreme yeterince hazırlandığını söylemek yanlış olur. Hiçbir şey yapılmadı demek de eksiktir. Bir şeyler yapılmaya çalışıyor ama yetersiz. Bunun dışında yine bize göre aslında 99 depremi büyük bir fırsattı Kocaeli için. Çünkü artık yeni yerleşimler, yeni ana arterler açılması için son derece uygun bir olanak oluşmuştu ama maalesef bu fırsat heba edildi. Benzer hatalarla kent gelişmeye devam etti. Özetle hiçbir şey yapılmadı demek yanlış olur. Ama yeterli çalışmaların yapılmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”
ABBAS VURAL